Tarçın

1 Ekim 2009
1.833 kez görüntülendi

Tarçın

(Cinnamomıtm zeylanicum ve C. CaSSİa)
Defnegiller familyasındandır. Diğer adı Dargn.
Başlıca iki türü vardır: Sri Lanka (Seylan) tarçını (C. zeylanicum} ile Çin tarçını (C. cassia}. Tarçının elde edildiği bu ağaçlar, yumurtamsı, tam yapraklarını kışın dökmezler.
Sri Lanka tarçını sıcak ve nemli iklimlerde kumlu yerlerde yetişen, yabani halde 6-10 metreye ulaşan bir ağaçtır. Kabuklar dallardan yağmurlu dönemlerde alınır. Sri Lanka (1972’den önceki adı Seylan’dı) için bu, mayıs-haziran ile ekim-kasım ayları demektir.

Tarçın, Tarçın Bitkisi Otu


Sri Lanka tarçınını, kendisinden daha az keskin, daha az kokulu, daha güçsüz, ama ağaç olarak büyük olan Çin tarçınıyla karıştırmamak gerekir. Bu ağaç Sri Lanka, Birmanya ve Güney Hindistan kökenlidir. Hâlâ en iyileri Sri Lanka’da yetişir.

Sri Lanka tarçını, ağacın körpe dal kabuklarının kurutulmasıyla elde edilir. Bunlar 0.2-1 mm kalınlığında, boru şeklinde kıvrılmış ve açık kahverengidir. Dövülüp ufalanarak kullanılır. Tatlımsı, baharlı, özel kokuludur. Çin tarçınıysa daha çok “tarçın çiçeği” adıyla işlem görür ve ağacın meyvelerinden elde edilir.

Tarçın Çin’de İmparator Chen Nung (İÖ 2137) döneminden bu yana bilinir, kraliçe Hatshepsout (İÖ 1503) da ona çok değer verir. Eski Mısır’da mumyalama işlerinde kullanılır. Thoutmosis (İÖ 1493-1481) döneminde inşa edilmiş bir tapınakta bulunan hiyerogliflerde anlatıldığına göre tarçın Mısır’a Somali’den gemilerle ve günlük, mirra gibi öteki baharatlarla birlikte getirilir. Eski Yunan’da Dioskorides de (1. yy.) onu çeşitli rahatsızlara karşı ecza ve cinsel gücü artırıcı olarak önerir.

Tarçın uzun yıllar çok değerli ve çok pahalı bir baharat olarak kalır, hatta Yeni Ahit’te onun altından daha değerli olduğundan söz edilir. Ortaçağ’da (5-15. yy) dini törenlerde kullanılır.
Uzun yıllar ateş pahasından dolayı yanına yaklaşılamayan baharat, 13. yy’dan başlayarak yavaş yavaş Avrupa’da sıradan halkın da yaşamına girer. 16. yy’da Portekizliler Seylan adasını ele geçirirler, fiyatlar bu sayede biraz ucuzlar, 1 S. yy’ın sonlarında Pierre Poivre’ın (1719-1786) çalışmaları sayesinde bitki Java ve Şeysel adalarında da yetiştirilmeye başlanır.

Ünlü tarihçi Herodotos’un (İÖ 490-425) yazdıklarına bakılırsa, Yunanlılar ve
Romalılar arasında anlatılan, adeta masal kıvamında son derece ilginç bir hikâye vardır: Arap satıcılar, güya tarçını, Arabistan içlerindeki bir dağdan getirdiklerini,
burada yırtıcı kuşlarca korunduğunu, çünkü bu vahşi kuşlarının yuvasını onunla
yaptığını, gözüpek Arapların yırtıcı kuşları yuvalarından uzaklaştırmak için onlara
kanlı maymun parçaları fırlattıklarını, kuşların kısa bir süre uzaklaşmasını fırsat bilerek yuvadan birkaç parça tarçın alabildiklerini anlatırmış…

Onca efsaneye ve tarihe mal olmuş baharatın bileşiminde sabit yağ, sinaminik aldehit, öjenol (Çin tarçınında bulunmaz), safrol ile kanfr, pinen, sineol ve felandren gibi terpenler vardır.
Uyarıcı, ishal ve gaz giderici, mikrop öldürücü, güçlendirici, mantar ve bakteri yok edici, grip iyileştirici, spazm giderici etkiler gösterir.

Bunun için 50 gram tarçın 1 litre (5 bardak) kaynar suyla demlenir ve günde iki-üç kez birer bardak içilir. Ya da toz olarak 0.05-0.30 gramlık haplar halinde günde iki-üç kez alınır.
Tarçın ayrıca, tüm vücudu uyararak, bedenen ve zihnen çalışma gücünü artırır, erkeklere cinsel güç kazandırır.
Sri Lanka tarçınının kabuklarının su buhanyla damıtılmasıyla elde edilen esansta aldehit ve öjenol bulunur. Bunun sindirim kolaylaştırıcı ve iştah ağcı etkisi vardır. Bir şeker parçası üzerine 2-5 damla damlatılarak kullanılır.
Dikkat, yüksek doz tahriş edici olacağı için önerilmez. Yüksek tansiyonlulara normal dozu da önerilmez. 7 yaşından küçük çocuklarda da tehlikeli olabilir.

Bir not: Bu arada son yapılan araştırmalarda, bileşiminde bulunan “metil hidroksi kalkon polimer” maddesi aracılığıyla tarçının, kandaki şeker oranını düşürdüğü belirtilmiştir. Hatta aynı madde kandaki kolesterol ve yağ oranını da düşürmekteymiş. Uzmanlar bunun için günde 6 gram çekilmiş tarçını yemeklere katmayı öneriyor…
Balın üzerine ekilerek alınması durumunda da diş ağrısı, hazımsızlık, mesane iltihabı, kanser, kalp, kısırlık, kolesterol; yine balla karıştırılıp ağrılı yerlerin üzerine uygulanması durumunda artrit (eklem iltihabı) ağrılarında iyileşme görülür.

Sponsorlu Bağlantılar
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yukarı Çık Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.