Yumurtalık Hormonu,Folikulin

Reklamlar
Yumurtalık Hormonu,Folikulin

Yumurtacığın olgunlaşmasıyla yumurtalıkta bazı değişimler ortaya çıkar. Yumurtacığın çevresi küçük bir kabarcık yapacak şekilde sıvılaşır. Bu sıvı yumurta­lık hormonundan başka bir şey değildir. Bu, damarlar ara­cılığıyla emilir ve kana boşaltılır. Bu hormonun kana ge­lişi, yumurtalıkta bir yumurtacığın olgunlaştığını ve ka­dının gebe kalmak için hazır ve elverişli durumda oldu­ğunu organizmaya bildirir. Bütün organları bu büyük olay için güçlendirmeye çalışır.
Yumurtalık hormonu-Folikulin
Yumurtalık hormonunun vücuduna yaptığı etki kadının gözünden kaçmaz. Bazan deri değişiklikleri görülür. Fizik ve moral yönden dayanık­lılık, kararsız hale gelir. Mizaç dalgalıdır ve özellikle cin­sel içgüdü şiddetlenmiştir. Erkeğin cinsel hayatı her gün ve her çağda aynıdır. Buna karşılık kadının cinsel içgü­düsü âdet zamanları ve âdetin 4 dönemine göre değişiklik gösterir. Aynı şekilde cinsel istek, döllenme ve kadının bütün morali aybaşı devrelerinin ritmiyle birlikte dal­galanır.

Yumurtalık hormonundan en çok etkilenen organ ra­himdir. Hormonun kanda yükselişi ona bir yumurtacığın kendisine erişmekte olduğunu bildirir. Bir başka deyimle hormon, ortaya yerleşecek olan yumurtacığa bir yuva yap­ması için rahmi etkilemektedir. Rahim de uysal bir şe­kilde küçük yumurtacığa iyi bir karşılama yapmak üze­re hazırlanır. Kan damarları çoğalır, mukoza kırmızım­sı ve şişkin bir hale gelir.

Rahmin içinde bulunan salgı bezleri hacimlerini artırır ve yumurtacığa ilk ana sütü yerine geçecek olan bir besleyici özsuyu salgılamaya baş­lar.

Eğer rahme gelen yumurtacık döllenmişse,. kendine ayrılmış bir yatak bularak yuvasını kurar. Döllenmediğin­de bu işi başaramaz ve rahimdeki tohumlama tabakasıyla birlikte ölür. Rahmin kanla ve besleyici özsuyuyla dolu olan mukozası da eriyerek ölen yumurtacıkla birlikte dı­şarıya dökülür. İşte bu akış âdet kanamasıdır.

Bulûğla başlayan ve belirli zamanlarda tekrarlamak üzere âdet kesilmesine kadar görülen aybaşı kanamasının değişebilen bir süresi vardır. Bu değişmelerin soyaçekim ile ilgili bazı faktörler nedeniyle olduğu kabul edilmek­tedir. 2 ile 7 gün süren âdet kanamasını klasik olarak nor­mal saymak gerekir. Şüphesiz ki bu en az ve en çok sayı­lan sınırları aşan ve gene de normal olarak kabul edilme­si gereken vakalar vardır. Ama, eğer kanama 1 günden az ve 7 günden çok sürerse, her şeye rağmen bir kadın hastalıkları hekimine başvurmak iyi olur.

Sağlıklı bir kadında bütün âdet görme süresince alıan kanın miktarı 50 ile 150 gram arasında değişir. Ama, kadınların % 50 sinde bu miktar ortalama 50 gram ka­dardır. İlk gün az olarak başlayan kanama, âdetin ikinci ve üçüncü günleri çoğalır ve sonra yavaş yavaş azalarak durur. Normal âdet kanaması olan bir kadın kanama mik­tarını «2 ya da 3 bez kirletiyorum» şeklinde anlatır.

Âdet kanı normal kanla aynı yapıda değildir. Kanla ve yapış yapış, sümüksü bir maddeyle karışık bir sıvıdır. Damarlarda dolaşan kandan daha koyu renktedir. Âdet ka­nı aynı zamanda pıhtılaşmayan bir sıvıdır. Daha doğru­su rahim boşluğunda toplanan kan önce pıhtılaşır ama, rahimden salgılanan bir maddenin etkisiyle gene eritilir.
İşte bu nedenle âdet kanı dışarıda pıhtılaşamamaktadır. Ancak şiddetli kanamalarda bu durum, zamanın kısalığı yönünden gerçekleşemediğinden âdet kanıyla birlikte pıh­tılar da çıkabilir.

Genellikle iki âdet görme arasındaki zaman, yani bir âdetin başından daha sonraki âdetin başına kadar geçen süre ortalama 28 gündür. Aynı kadında bile birkaç gün­lük değişmeler normal kabul edilir. Ama, 21 ile 35 gün­lük süreleri normalin sınırları olarak kabul etmek gere­kir. Bazı kadınlar şaşmaz bir şekilde âdet görür ve âdet­lerinin başlangıcını günü gününe hesaplar. Bir haftadan çok süren ara kaymalarında bir kadın hastalıkları heki­minin kontrolundan geçmek yararlıdır. Sonuç olarak kısa­ca özetlemek gerekirse âdet kanı, döllenmiş bir yumurtacı­ğı karşılama şansına erişmemiş olan bir rahim mukozasın­daki erimenin son gösterisidir.

Birçok kadının birbirine ya da kendisine sıklıkla sor­duğu bir soru vardır:
Âdet kanı zehirli midir? Âdet gö­ren bir kadının ne meyva ne de çiçeklerle uğraşması doğru değildir şeklindeki yaygın fikir tam olarak dayanaktan yoksun değildir. Âdetler sırasında kanda, terde ve soluk­ta menotoksin adı verilen bir zehirli madde bulunur. Bu madde çiçekler ve meyvalara gerçekten zararlıdır. Ama, bu durum kadınların hepsinde aynı değildir. Bu zehirden’ zararsız denecek kadar az miktarda çıkartan kadınlar da vardır. Kadının bizzat kendisi, âdet gördüğü sırada bo­şalttığı maddelerin zehirli olup olmadığını öğrenmelidir.

Çamaşır değiştirme ve âdet görme sırasında alınan sağlık tedbirleri üzerinde de önemle durmak gerekir. Âdet süresince kadın kendine normalden daha çok bakmalıdır. Talk ve başka maddeler kullanmalıdır. Âdetler sırasında ve hemen sonra çamaşır değiştirmenin zararlı olduğu şeklindeki yaygın fikir son derece saçmadır. Yeni çama­şır eğer çok soğuksa, bazan bitmeye yüz tutan âdetleri refleks yoluyla yeniden canlandırabilir. Ama, böyle durum­larda bile hayal gücü soğuk çamaşırın etkisinden çok daha fazladır.

Âdetler süresince yaşama şeklinin de önemi vardır. Eski zamanda kadınlar âdet zamanlarında nazlı olurdu. Oysa bugün için tam tersine ölçülü davranmamakta ve kendisini kollamayı aşırı derecede ihmal etmektedir. Sağ­lıklı bir kadının bütün kanama süresince yatağa bağlan­ması gerekmez ama, özellikle ilk günlerde, biraz kendine bakması doğru olur. Erkekle her yönden eşit olmaya çalı­şan bugünün genç kadını örneğin danslı çaya gitmekten ya da bisiklete binmekten kendini alamamaktadır.

Kadın için 3 doğurma ya da kurtulma zamanı vardır. Bunlardan biri boş bir yumurtacığın doğumu olan âdet kanaması, ikincisi tam gelişmemiş bir çocuğun doğumu olan düşük, üçüncüsüyse gerçek bir doğumdur. Bu 3 çe­şit olay sırasındaki bakımın azlığı kadar kadının tazeliği­ne zarar verici bir başka şey düşünülemez.

Çalışan bir ka­dının mesleği âdet zamanlarında gerekli bakıma zaman ayırmasına engel olabilir. Bu can sıkıcı ve belki de ka­çınılmaz bir durumdur. Bununla birlikte âdet zamanla­rında yalnızca eğlencesi için vücudunu yoran bir kadın en azından akılsızca hareket etmiş olur. Bunun cezasını yıllarca çekeceğini bilmelidir. Buna karşılık kendine bakan kadın ise genç ve güzel kalmak için en iyi çareyi kullanmıştır ve en pahalı güzelleşme araçlarından bile vaz geçse yeridir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ