Sinirli Ot

Sinirli Ot

Sinirli OtSinirli Ot
Sınirliotgıller familyasındandır. Diğer adları Büyük sinirliot. Büyük yapraklı sinirliot, Damar otu.
10-50 cm boylarında, hafif tüylü, doğrudan yeraltındaki püsküllü kökten çıkan, tam, saplı, iri geniş, 5-7 paralel damarlı, yumurtamsı yaprakları olan; temmuz-ekim aylarında, grimsi ya da kırmızımsı renkli, silindirik koçanlar halinde küçük çiçekler açan, çok yıllık, otsu bir bitkidir.
Anayurdu Avrupa ve Asya’dır. 2000 metre yüksekliğe kadar olan yol kenarlarında, sürülmemiş yerlerde bulunur.
Ülkemizde iki alttürü yaygındır. Bursa’da ilkbahar aylarında pazarlarda satılır.
Bitkinin yapraklan ilkbaharda salata olarak yenir. Enginar yemeğine eklenir.
Tohumları öğütülerek ekmek hamuruna ya da çorbaya katılır.
Daha çok böcek sokmalarının ağrısını dindirmek için kullanılır.
Bitkinin bileşiminde potasyum, kalsiyum, fosfor, sodyum, demir gibi mineraller
ve A, C ve B grubu vitaminleri bulunur.
Yaprakların ve kökün ishal ve iltihap giderici, göz iltihaplarını iyileştirici, balgam söktürücü, kan temizleyici, ağrı kesici, basur ve yara iyileştirici etkileri vardır. Sürekli kanamalar, verem, kronik bronşit, nefrit, faranjit, larenjit gibi rahatsızlıklarda kullanılır. Kuşların çok sevdiği tohumları da yumuşatıcıdır.
Yapraklardan demlenen çay içilir ya da yapraklar lapa olarak dışardan uygulanır. Bursa’da pazaryerindeki bir esnaf bu ot sayesinde prostattan kurtulduğunu anlatıyordu.
Gözörtüsü (conjunctiva) hastalığı için 10 g sinirliot yaprağı, 5 g taş yoncası (Melilotus alba), 5 g peygamber çiçeği {Centaurea cyanus} bir bardak kaynar suda demlenip dışardan uygulanır.

Yabani olarak yetişenlerine pek rastlanmayan bitkinin yüzyıllardır tarımı yapılır. Bütün uygarlıklarda boy gösterir. Eski Çin’de zekânın simgesidir, Kalde’de yarı büyülü bir bitki. Mısır’da öylesine önemlidir ki mezara da onunla gidilir.
Avrupalılar soğanı Romalılar aracılığıyla tanır. Ortaçağ’da veba korkusuyla kapılara soğan asılır. Savaş yaraları ve yanıklar onun suyuyla tedavi edilir.
Soğan hem sebze, hem baharattır, hem de şifalı etkileri olan bir ecza.
Taze soğanın toprak üstü ve toprak altı bütün kısımları salata olarak ya da yemeklere konarak yenir. Yapraklar kuruduğunda, yumru kök de olmuş demektir, topraktan çıkarılır ve tüketime sunulur.
Soğan kükürt, demir ve C vitamini açısından zengindir. Bunların dışında A ve B grubu vitaminleri, mineraller, sakaroz, glikoz ve fruktoz gibi şekerler, organik asitler, uçucu ve sabit yağlar bulunur. Gözlerin yanmasına ve sulanmasına yol açan madde uçucu yağın içindeki propil alliin’dir.
Soğan idrar söktürücü, kalp ve damar sistemini güçlendirici, mikrop temizleyici, gripten koruyucu, öksürük giderici, sindirim düzenleyici, spazm ve balgam çözücü, iştah açıcı, kan temizleyici, kolesterol düşürücü, “iyi kolesterol” diye bilinen HDL’yi yükseltici, şekeri azaltıcı, yüksek tansiyonu düşürücü etkiler taşır.
Pişmişe göre çiğ, diğer renklere göre sarı ve beyaz daha etkili diye bilinir. Ancak haşlanmış soğan da kanın pıhtılaşmasını önler, damar tıkanıklığına engel olur. Bu nedenle günde yarım soğan yemek ya da suyunu içmekte yarar vardır.
Yara ve çıbanlarda, böcek sokmalarında dışardan uygulanır.
Midesinden şikâyeti olanlar soğanın zarlarını çıkararak yiyebilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ